21 Temmuz 2019
  • Trabzon24°C

BETONİK PARK

Osman Necip SEVİNÇ

14 Mayıs 2019 Salı 09:56

  Bu aşağıda okuyacaklarınız İstanbul’dan Trabzon’a gelen bir arkadaşım tarafından Whatsap’tan yollandı. Çocuğu ile gelen üç kişilik bir aile…
  “Botanik park ile ilgili söylenecek çok şey var, ancak en başta planlama olmadığını aracınızı park edecek bir yer bulamadığınızda anlıyorsunuz. Giriş tabelasını göremediğim parka içgüdüsel girdiğiniz de kagir ve ne amaçla olduğunu anlayamadığınız bir yapıdan geçiyorsunuz. Bizim gibi bir çocuk ile iseniz, 160 basamaklı merdiven var karşınızda. Hele hele dönüşü nasıl yapacağınızı düşününce dehşete kapılıyorsunuz.
  Neyse bunu aştıktan sonra su içmek için bir çeşme arıyorsunuz. Yönlendirme yok. Aşağıda bir kafeterya var, şaşırmamak mümkün değil. Botanik parktasınız, sandalye ve masalar verzalit. Aynen Sinan Kulesinde kullanıldığı gibi. Belki vardır ama ben oturduğum zaman diliminde çalışan, masa sileni alanda görmedim. Self servismiş! İşletmeciliğin kötü bir örneği… İşin bitki yönüne hiç gelmeyelim sordum. Batum örnek alınmış! Ben orayı da gezmiş bir vatandaşım… Kopyalayamamışız… Etraf çer çöp, kuru bitki sapları... “Olmamış be Necip Kardeşim” diye mesajını bitirdi.
***

  Arkadaşıma diyemedim. Bu proje ile ilgili Belediyede katıldığım toplantıda, hocalarımıza ve projeyi ballı ballı anlatan, onaylanan arkadaşlarıma tepki koyan yalnız bendim. Katılımcı 25 arkadaş susmuştu. Trabzon kültürünün yanından geçmeyen sözde botanik, uygulamada betonik park! Sakın küçük ve de yürüyemeyen çocuklarınız ile yaşlı akrabalarınız ile gitmeyin. Maazallah...
Sn.Büyükşehir Başkanım. Bu parkımızın projesine küçük dokunuşlar ile daha kullanılabilen, ismine uygun onarımlar gerçekleştirebilmek elinizde… Tüm yapay ağaç görüntülü malzemeleri kaldırılıp, oyun bahçesi dahil doğal ağaçların kullanılması, self servisin iptali, küçük de olsa bir hayvanat bahçesi oluşturulması, en az 5 dönümlük bir alanın doğal çim olarak saklı tutulması, hatta 3-5 ceylan ve tavşanların tüm alana yayılması vs. ile belki de ızgara eşliğinde piknik yeri (ücretli bile olabilir) oluşturulması ilk çırpıda aklıma gelenler.
  Biz, Trabzon’a gelen misafirlerimizi Botanik parkımıza getirdiğimizde ağırlayıp, temiz hava ile buluşturup hizmet ile gurur duymalıyız. Çalışanlar da çok temiz tek tip elbise giymeli, örnek ve kibar davranışlar için eğitilmelidir. Bu arda 160 merdiven sorunu da ele alınmalıdır. Biraz lüks ve masraflı ama çıkış yürüyen merdivenle veya batı yönden birkaç elektrikli araç ile de olabilir. Bir el verin lütfen Sn. Başkanım. Bu parktaki eksiklere ve drenaja 7-8 ay önceki yazımda dokunmuştum. Dinleyen olmadı! Küçük parke taş yollar az topuklu ayakkabı ile gelene çile.

ORGAN NAKLİ

  Ülkemizde umutla organ nakli bekleyen 27.000 insanımız var... Ancak ne hazindir ki yıllık organ bağışı yapan sayımız 3.500 civarındadır. Bir insanı yaşamanın, bütün insanları yaşatmaya eş değer olduğunu bilen bir toplumuz.
  Gümüşhane de düzenlenen, “Her organ bağışı, yeni bir hayattır” konulu panelde konuşan il müftüsü kendisine en çok şu sorunun sorulduğunu söyledi.
Soru şuymuş: 
“Benim verdiğim organımla, organı alan kişi eğer bir takım yanlışlar, günahlar, hatalar işlerse, bundan dolayı hesaba çekilir miyim? Bana gelecek hisse nedir?”
   Tabi cevap, o organı kim kullanıyorsa, sorumlusu da o dur. Senin böbreğin de, senin karaciğerin ile hasta yaşarken eli ile gözü ile bilmem nesi ile günah işlerse sana ne günah yazılacak ki irade onun... Bu ne cehalet!
  Ayette, “Bir kimseyi sebepsiz yere öldürmek, bütün insanlığı öldürmek gibidir, bir kişiyi de yaşatmak bütün insanlığın yaşatmak gibidir” mealen söylenmektedir. Daha ne?
  Ayrıca, sanki hiç günah işlememiş insanlarız gibi aklımıza gelene bak... Günde 80 defa veya buna yakın tevbe eden bir peygamberin ümmetiyiz. Günahsız kul olmak kolay mı? Günahı kasıtsız işleyecek, pişman olacak, tevbe edecek, bir daha işlemeyecek ve tekamül ederek iyi Müslüman olacaksın. Bugün ki zor dünyamızda, yalan hiç söylemeyen, harama bakmayan, faiz yemeyen!, gıybet etmeyen, küfür etmeyen, devletin malını kendi malı gibi muhafazaya etmeyen, korumayan insan bulmak çok zor, hatta imkansız.. Bulursanız bana bildirin, heykelini dikeceğim. Elini öpeceğim. Tabii İslamiyet’i namaz kılmak ile sınırlandıran , bunu ön şart sayan ve toplumu böyle şekillendiren bazıları ortaya çıkabilir.. Onları da tövbe ‘ye davet ediyorum. Ne mutlu! Ben günahkar bir kulum, Allah’ım beni bağışla, tüm günah ve kusurlarım için tevbe ediyor, bir daha işlememeye söz veriyorum. Bu aciz kulunu affet Allah’ım diyene.
  Bakınız ahiret mal, mülk, para götüremediğiniz gibi çürüyecek organınızı da götüremeyeceksiniz. Var mısınız en büyük SADAKAYI vermeye.