18 Eylül 2019
  • Trabzon22°C

EKONOMİK KRİZ KISKACINDA KADIN EMEĞİ

MOR PEŞTEMAL

23 Mayıs 2019 Perşembe 11:10

  Ekonomik krizin sınıf temelli değerlendirmeleri yaygın ve görünür; cinsiyet temelli değerlendirmeleriyse çok sınırlı ve görünmez kalıyor. Krizin kadınlar açısından değerlendirmesini yapmaktan kaçındığımızda, kadın emeğinin ücretli ve ücretsiz çalışmadaki yerini tartışmadığımızda, ev içi emeği görünür kılmadığımızda mücadeleyi de eksik tarifliyoruz. Kadın Emeği ve İstihdamı Girişimi tarafından düzenlenen “Kriz, Kadınlar ve Kadın Emeği Forumu” bu açıdan önemli bir tartışmanın görünür hale gelmesine vesile oldu.
Türkiye kadınların istihdama katılım oranlarının en düşük olduğu ülkelerden biri. Rapor kırsal alanda kadınların çoğunlukla ücretsiz aile işçisi olarak çalıştığına, kentlerde kadın istihdamının arttığına fakat bunun da esasen “kadın işi” olarak görülen mesleklerde olduğuna işaret ediyor. Hizmet sektörü kadınların en fazla istihdam edildiği alan. İşgücü piyasası tıpkı ev işi gibi cinsiyete göre bölünüyor. Raporda belirtilen verilere göre 11 milyondan fazla kadın, ev ve bakım işleri nedeniyle çalışma hayatına katılamıyor. İş yaşamından çekilenler büyük oranda 25-34 yaş grubundaki genç kadınlar. Raporda da vurgulandığı gibi ev içi ücretsiz emek ve bakım emeği meselenin merkezinde yer alıyor.

Tasarruf kadınlardan başlıyor
Kadınlar elektrikten suya, yiyecekten giyeceğe, çocuğun kırtasiye masrafına kadar tasarruf edebilmenin yollarını arıyor. Pazarlardaki yüksek fiyatlarla birlikte kadınların gündemi neyin nerede daha ucuz olduğu oluyor. Kadınlar öncelikle kendi harcamalarından kısıyor. Yoksullaşma arttıkça kadınların dışarıda geçirdiği zaman azalıyor, hane içerisinde geçirdiği zaman artıyor. Tüm bunları gerçekleştirmek adına sarf edilen duygusal emek kadınların sosyal ve psikolojik yaşamını derinden etkileyecek şekilde artıyor. Kadının ev içerisindeki görünmeyen, ücretsiz, güvencesiz emeği pahalılıkla orantılı artış gösteriyor.

İşsizlik cinsiyet eşitsizliğini derinleştiriyor
Raporda krizin kadın işsizliğine yönelik etkileri değerlendirilirken iki ihtimale yer veriliyor. Kadınların kolay vazgeçilebilir pozisyonlarda çalışması, erkeklerden daha kısa işte kalma sürelerine sahip olmaları gerçeği kadınların işten çıkarılmasını daha olası kılıyor. Diğer bir olasılık patronların maliyeti kısmak için ucuz ve esnek işgücü talebiyle kadınları tercih etmesi.
2018 yılı istihdam verilerine bakıldığında çalışan sayısında en fazla azalmanın yaşandığı iş kollarının %30 oranıyla inşaat iş kolu başta olmak üzere erkek yoğun olduğunu görebiliyoruz. 
Raporda vurgulandığı gibi ücretli çalışma üzerinde artan baskı, ücretsiz çalışma üzerindeki baskıyı da doğrudan artırıyor. 2008-2009 krizinin ücretli ve ücretsiz çalışma zamanı üzerindeki etkilerini inceleyen bir çalışma, erkeklerin işsiz kalma riskinin sadece %1 artması durumunda bile kadınların ev içi ücretsiz zaman kullanımının %5 arttığını gösteriyor. Mevcut işsizlik oranları ve ekonomik krizin seyriyle birlikte bu baskının daha da artacağı aşikar.

Ekonomik kriz kadına yönelik şiddeti tetikliyor
Krizin toplum üzerindeki psikolojik baskısı, erkekler üzerindeki (işten çıkarılma, ucuza ve kötü koşullarda çalıştırma vb.) iktidar sarsıcı etkisi ve derinleşen cinsiyet eşitsizliği sebebiyle erkek şiddeti çeşitli biçimlerde artıyor. Erkeklik krizini soğurmak için rejimin cezasızlık ve meşrulaştırma temelli kadına yönelik şiddet politikaları derinleşiyor. Bu krizle birlikte muhafazakar ve aile temelli-erkeği güçlendiren politikalar yoğunlaşıyor.
Krizler, çelişkilerin daha da görünür hale geldiği dönemlerdir. Sermayenin krizini aşabilmesi için ihtiyaç duyduğu kadın emeği sömürüsü, rejimin krizini aşabilmesi için ihtiyaç duyduğu aile politikaları ve patriyarkanın krizini aşabilmesi için ihtiyaç duyduğu erkek şiddeti böylesi görünür hale gelirken mücadele olanakları da açığa çıkıyor. Ekonomik krize karşı verilecek hiçbir mücadele kadın emeğinin, bedenin, özgürlüğünün savunusunu içermeden başarılı olamayacak.