16 Haziran 2019
  • Trabzon25°C

“İFTİRA” HER ZAMAN ÖDÜLLENDİRİLİR

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

12 Haziran 2019 Çarşamba 10:06

Portakalı soydum 
Başucuma koydum
Ben bir yalan uydurdum
Duma duma dum

Bu tekerleme çocuklara söylenir ve çok eğlenceli bir tekerlemedir. Çocuklar tekerlemeyi söylemeye çalışırken dillerinden çok sevimli ve değişik kelimeler dökülür.
Günlerdir konuşuluyor. 
Ne mi? Çok şey konuşuluyor aslında. 
Dünya gözümüz, gönül, akıl ile bakmadan izliyoruz sadece.
İmamoğlu’nun Ordu dönüşü VIP salonunda kendisine yapılan haksızlığı ve orada yaşananları  hatta ve hatta orada konuşulan uydurmasyon” laf öbeklerini”  konuşuyoruz.  Elinde video görüntüleri olan haber kanalları, başta iş ahlakı sebebiyle videoyu yayınlamayacaklarını söylerken diğer yandan uydurmasyon bir kelime ile algı operasyonu başlattılar. Hatta daha da ileri gidip olaya dikkat çekmek adına İmamoğlu’na insanlık dersi verenler bile oldu. “Size haksızlık yapabilirler, bel altı vurabilirler, sinirlerinizi yıpratabilirler, önünüze set çekebilirler. Ama siz bir siyasetçisiniz ve kamunun önünde vali bizim valimiz. Belki parti devletinin adamı olabilir ama o lafı edemezsiniz.”  
E etmemiş ki. Ne demiş kızıp öfkelenen Milletvekiline, sevenlerine ve partililere “Valiye zorluk çıkarmayalım. Gelin şuradan gidelim“ demiş. Ne oluyor sahi. Şimdi de yandaş olmayan haber kanalları mı nemalanmak istemiş. 
“Hakarette bulunamazsınız, nezaketi bozmamanız lazım, siz örnek model olarak çıktınız. Ve insanlar sizi gülen yüzünüzle alkışladı. Bağrına bastı. Ekrem İmamoğlu’nun da siyaseten öğrenmesi gereken şeyler olacak”.
Bari sen yapmayaydın be portakal. Olmadı sana yakışmadı portakal. Olaya dikkat çekmek adına derim ki, iş ahlakından hiç şüphem yok ama oyuna gelme. 
Peki ne oldu bu haberden sonra, kanalın sabah spikerlerinden Küçükkaya, İmamoğlu ve Yıldırım’ın ortak çıkacağı programın Moderatörü oldu. Küçük bir iftira ve sonrası malumunuz. Türkiye’de her zaman iftiralar ödüllendirilir.
TV kanalları bu aralar pek bir acayip hal aldı. Mugayir bir ekran anlayacağınız. Suslov’un dediği gibi “Değersizlerin önemli, önemsizlerin değerli“ gösterildiği ekranları izliyoruz. Parayı veren çıkıp istediğini söylüyor. Ekranlar insanları oyalamaya devam ediyor. Belki bilinçli, belki bilinçsiz , belki de bir linç operasyonu ile.
Görmezden gelemiyorum.
E o zaman görmüyorsak gözün ne anlamı var ki, isteyemiyorsak gönlün.
Sorgulamıyorsak aklın.
Düşünemiyorsak insan olmanın ne önemi var ki. 
Ekranlar birilerinin keyfi kaçmasın diye, onun merkezinde konuşuyor, yorum yapıyor. 
İstisnalar elbet var, ama çok az.
Kulakları tıkalı, gözleri kapalı  yandaş yörüngesinde ilerleyenler medet ummaya devam ediyor…
Hal böyle olunca da iftiralar bile hiç önemsenmiyor.
Görüntüler ortaya çıktığında İmamoğlu’nun sağduyusu, örnek davranışı, gülen yüzü, model siyasetçi duruşu ve siyasetçilere vermesi gereken dersi herkes gördü. Neden o zaman bu TV kanalları biz yanıldık demedi. Yanlış habercilik yaptık demedi. Biz emir kuluyuz demedi.
Sadece sizden istenilenlere değil, istenilenin geliş biçimi, zamanlaması ve getirip götüreceklerine hazır olmak lazım. Dikkatli olmak lazım.
Süreçte yaşanılacaklar için sürprizleri görmek lazım.
Ekranlar parayı veren düdüğü çalar misali, var olan gerçeklerden uzak, suni adamlar ve gündemler yaratıyor. İzliyoruz. Kim diyoruz bu adamlar?
Televizyonlarda haberlerin içinde görmemiz gereken şeyler hep saklanıyor ve görmen gerekenlerde  dışarıda seni bekliyor. Ve zaten yaşıyorsun bir çoğunu da. 
Ekranlar yanılttıkları kadar yanıltmaya devam ediyor. İstisnalar da kaideyi bozmadan devam ediyor.
İyi seyirler.

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.