24 Temmuz 2019
  • Trabzon24°C

İMAMOĞLU’NU SEVDİM VE BEĞENDİM

Prof. Dr. Yahya Sezai TEZEL

03 Nisan 2019 Çarşamba 10:12

   Doğru söyleyen ve dokuz köyden kovulma meselesi
Ben bildiklerimi, yani tanık olduğum ve Türkiye'nin siyasi tarihinin olgusal gerçekliği açısından önemli ipuçları olan tespitleri yazarsam, buradaki arkadaş sayımın birkaç bin azalmasını göze almam gerekiyor. Ve alıyorum.
   CHP'nin kendi içinde ve rakip partilerle siyaset yapılırken merkezinde ahlaki değerler olan hukuki meşruiyet kaygısını yitirmesi, Genel Başkan İsmet İnönü'nün hileli bir kurultayla devrilip, partinin yönetiminin ideolojik bir aşure olan kadronun eline geçmesiyle başlar.
   AKP'nin ve sayın CB Erdoğan'ın Türkiye'yi 2002'den beri çok yanlış yönettiğini düşünüyorum. Bugün karşı karşıya olduğumuz bütün sorunların, CHP'de Canan Kaftancıoğlu gibi birinin İstanbul İl Başkanı olması, seçilmesini TV'lerin önünde Bozkurt işareti yaparak kutlayan Mansur Yavaş'ın Ankara BŞ Belediye başkanlığı yapacak olmasını devrimci (!) kardeşlerimizin coşku ile kutlamasının yarattığı değerler amaçlar kargaşasının da sorumluluğunun başta sayın Erdoğan olmak üzere AKP'yi son 17 yıldır yönetmiş olanların siyasi tutarsızlıkları, zaaflarının sonucu olduğunu biliyorum. Buna inanıyorum.
   Ne var ki, Canan Kaftancıoğlu'nun il başkanı olduğu CHP'nin seçimi kazanmak için merkezinde ahlak olan bir hukuki meşruiyet anlayışına sahip olduğuna inanmam mümkün değildir. Keza Kılıçdaroğlu'nun. Kılıçdaroğlu Dev Genç geleneği içinde siyaseten toplumsallaşmıştır. Kaftancıoğlu ise, CHP de Kılıçdaroğlu tarafından sahneye çıkartılmasından önceki siyasi hayatı, yazdıkları söyledikleri katıldığı gruplar ile kendini açık açık anlatmış bir Marksist devrimci yani Revolution'cu yani İhtilalcidir. Marksizme göre mevcut hukuk sistemi ve bunun dayandığı iddia edilen ahlak kuralları hakim sınıf ya da sınıfların sömürü düzenini ayakta tutmaya yarayan üst yapı kurumlarıdır. Hakim sınıf ya da sınıfların sömürü düzenlerini sürdürmeye yarayan burjuva hukuku ve ahlakinin hiçbir moral değeri yoktur. Bunun içindir ki davaya yani sömürücü sınıfların hakimiyetini yıkacak olan ihtilale hizmet ederken her türlü burjuva hukuk ve ahlak kuralı çiğnenebilir, hatta çiğnenmelidir. Jean Paul Sartre'ın bu meseleyi irdelediği ve irdelediği için Fransız Komünist Partisinden ihraç edildiği "Kirli Eller" piyesini okuyabilirsiniz.
***
   Ben İmamoğlu'nu beğendim ve sevdim. Bir kere Trabzonlu. İkinci olarak Müslüman bir Ülkücü gelenekten geliyor. Kılıçdaroğlu'nun aksine siyaseti Dev Genç geleneği içinde içselleştirmemiş. Onun Büyükşehir Başkanlığı hem Türkiye için, AKP ve Erdoğan dahil hepimiz için bir şanstır diye düşünüyorum. Eğer Erdoğan hazmedebilirse İmamoğlu CHP içindeki kuzu postuna bürünmüş ayrılıkçı Kürtçülüğün ve Bolşevik geleneğin çöplüğünde eşinmeye programlanmış bu memlekete zarar vermeye devam eden siyasi hastalığın tasfiyesi şansını da Türkiye siyasetine kazandırabilir.
Aşağıda yazacağım anılarım İsmet İnönü sonrasındaki CHP'nin hukuk ve ahlak kurallarına dikkat ederek yapılan bir sicile sahip olmadığı hakkında iki tespittir. Şahitlerim: 1976'da SBF'deki iktisat doktora programında öğrencilerim olmuş Nilüfer Arıak ve Işın Çelebi, o tarihte CHP Genel Merkezinde maaşlı parti çalışanı olan Nilüfer Arıak'ın eşi sevgili Yusuf Arıak'tır. Nilüfer ve Işın benim sonunda resmi bir davetle CHP MKYK'sı nezdinde danışman olarak çalışmamla (1976-1979) sonuçlanan sürecin başlatıcılarıdır.
***
   Birinci anı: Yeni görevimle Farabi sokaktaki CHP Genel Merkezi binasına gittiğimde Yusuf Arıak karşıladı. Binanın çatı katındaki araştırma dokümantasyon birimine götürdü. İnsanlarla tanıştırdı. Bu çatı katının köşelerinde tavan arası bölmeleri vardı. Bunlardan birini gösterdi. Dedi ki: İsmet İnönü'nün devrildiği kurultayı kastederek, İnönü'nün odadaki ve telefonlardaki konuşmalarını buradan dinledik. Şaşırdım. Hayretler içinde kaldım. İsmet İnönü yaşlı bir adam olarak Kurultayın çalınmaması işini Trabzon milletvekili Ahmet Şener'e emanet etmişti. Tonyalı olduğu, tabanca kullanmayı bildiği için. Ahmet Şener Kurultayda tarafsız dahi kalmadı. Kurultayı İsmet İnönü'yü devirmek isteyen aşure ekibe sattı. Ne oldu? O gün bu gündür CHP iflah olmadı.
   İkinci anı: 1977 seçimlerinde Ali Topuz, Orhan Eyüboğlu ve Turan Güneşe yakın genç CHP'li kadro ile yakın arkadaştım. Ali Dinçer, Semih Eryıldız, Yusuf Arıak, Nilüfer Arıak'la yakın "arkadaşlık" ilişkilerim vardı. Nilüfer Arıak bir gün bana sordu. Hocam kaç yerde oy kullanmak istersiniz? Ben gene şaşırdım. Afalladım. Bir yerde oy kullandım. Bu gurubun, daha sonra onların istihdam ederek içlerine aldıkları en büyük akademik kabiliyeti "büyüklerini üzmeyen cici çocuk" olmak olan Korel Göymen dahil, siyaset felsefesi, kazanmak için her şey mübahtır dı.
   Hepinize saygı ve selamlarımı sunuyorum. Bu yazıyı çok sevdiğim iki eski öğrencimle messengerda mesajlaşırken yazmak ihtiyacı hissettim. Erkek arkadaşlarıma bir abi öğüdüm var. Erken inzal olmayın. Erken inzal sonucu boşalırsınız. Ama tatmin olamazsınız. Seviştiğiniz partneriniz de tatmin olamaz. İnzalinizi kontrol etmeyi öğrenin. Ben geç de olsa öğrendim. Siyaseten de erken inzal olmayın. Siyaset yurttaşlık görevi, hatta bugünkü dünyada yaşayan biri olarak insan olma görevi ve sorumluluğu mezara ya da alzheimer oluncaya kadar sürecektir.