24 Temmuz 2019
  • Trabzon24°C

KORKULARDA YAŞAMAK

Doç.Dr.Şule Gök TÜDEŞ

04 Temmuz 2019 Perşembe 11:23

  Zordur korkularda yaşamak. Ama doğamızda vardır, ‘kaç ya da savaş taktiğinde genetik kodlarımızda vardır korku.
  Dozunda korku motivasyon sağlar yaşamın sürdürülebilirliğine.
Ama aşırısı kaygı düzeyini arttırır, yaşamdan koparır insanı en derin
mutsuzluklarda.
Örümcek korkusu, yükseklik korkusu, sevdiklerimizi kaybetme korkusu, gelecek korkusu, maddi gücünü kaybetme korkusu, terkedilme korkusu, ayrılamama korkusu, kavuşamama korkusu en büyük aşklarda… yüzlerce korku sayılabilir insana dair, varoluşa dair.
Ama hepsinin temelinde ölüm korkusu vardır en derininde. Ölüme dair korkularımızı yenebildiğimizde, ne maddi kaygıların anlamı kalır, ne en büyük aşkımıza kavuşamama korkusu, ne de kaybetme korkusu… Özgürleşiriz sınırsızca, arınırız tüm korkulardan.
Neredeyse psikolojik tepkilerimizin tamamında olduğu gibi korkularımızın da çocukluk travma ve telkinlerden kaynaklandığını bildiriyor konunun uzmanları. Bizler için en iyisini düşünen, planlayan ebeveynlerimizin, bilinçaltımıza farkında olmadan bilinçsizce yaptıkları telkinlerle şekilleniyor korkularımız, güvensizliklerimiz. Ve tüm hayatımız boyunca ilişkilerimizi ve dolayısıyla mutluluğumuzu etkiliyor sonuçları farklı gelişen bu bilinçaltı korkular.
Geliştirdiğimiz bağlanma korkusu ile sevdiklerimizden kaçıyoruz.
Bağımlılık geliştirip sevdiğimizi boğuyoruz istemsiz aşırı ilgi taleplerimizle.
Reddedilme korkusu yaşıyoruz, aşkından öldüğümüz kadına/erkeğe açılamıyoruz yıllarca.
Kopamıyoruz, ayrılamıyoruz mutsuz beraberliklerden, kendimize ürettiğimiz bahanelerde. Mutsuz beraberliklerimize tutunuyoruz yıllarca, bilinen mutsuzlukları bilinmeyenin korkusuna yenik düşürerek.
Ve korkarak hayatımızı değiştirmekten, mutsuzluğun limanına demir atıyoruz en derininden.
Değersizlik korkusu yaşıyoruz, onay arıyoruz bizi değerli kılabilecek insanlardan, makamlardan, mevkilerden.
İşte budur tüm korkuların temelindeki ölüm korkusunun getirileri, yenemediğimizde tüm hayatımızı ince ince, yavaş yavaş zehirleyen…
O halde korkularımızı sevelim, korkmayalım korkularımızdan, üzerine gidelim cesurca, tespit edelim bu Dünya’da en çok ne korkutur bizi? En çok ne ürkütür? Fark edelim onu farkındalıkla, dikkatle ve üstüne gidelim sevgiyle, güvenle…
Güvensizliklerimizden arınalım, güvenin olmadığı yerde ne sevgi barınır ne aşk…
Güvenelim sevdiceğimize, korkmayalım bağlanmaktan, korkmayalım
kaybetmekten, tadını çıkaralım hayat aktığınca…
‘Ölümden gayri ne var ki korkacak’ demeyelim, ondan da korkmayalım,
doğumdan farkı olmadığını bilerek, hissederek…
O zaman ölmeden önce ölmeyelim korkularımızla… Korkularımızla gerçekleştirmeyelim korktuklarımızı. Çünkü çekeriz hayatımıza tüm çekincelerimizi.
Arınalım hayatımızdaki tüm endişelerden, kaygılardan, güvensizliklerden…
Yakalayalım elimizin altında bize sormadan akıp giden hayatı, kucaklayalım her nefeste tüm sevgileri.
Güvenin sıcak kollarında cesurca sevip sevilirken unutmayalım, doğmak kadar ölmekte doğaldır.
Ölümden gayrı ne var hatırlayalım her nefeste.
Korkuları korkusuzlukla boğalım.
Bu yazıyı okurken kaç nefes gitti hayatımızdan bilelim, bilelim ki her nefesin kıymetini anlayalım sevginin sınırsız sonsuzluğunda.
Dip not: Psikoloji sadece hobimdir.
Cesaretle kalın, korkusuzlukta olun.

 

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.