08 Aralık 2019
  • Trabzon12°C

KUZEY EKSPRES

Gürsel ÖZGÜR

28 Kasım 2019 Perşembe 20:05

  Yazarı olmaktan onur duyduğum Kuzey Ekspres gazetesinde çıkan yangın sonrasında büyük hasar görmesi hepimizi derinden üzdü, şimdi hep beraber yarayı hissetme ve sarma zamanıdır. Geçmiş olsun…
Gazetedeki başlangıç yazım Temmuz 2014 tarihindeki ’’Türk Solu Askerle barışmalıdır’’ başlıklı idi, sağ olsun Sayın Hasan Kurt bana bu fırsatı tanımıştı. O yazıdan sonra cesaretim arttı ve yazmaya devam ettim, çok şükür 5 yıldır da sürdürüyorum.
Bu süreçte, Yazarlığın ne kadar zor ve meşakkatli olduğunu gördüm. Konu bulacaksınız, okuyanı sıkmayacak şekilde ve yazım kurallarına uygun olarak ve de sözcükleri çok iyi kullanarak bütünü oluşturacaksınız. Bu emeğimi görmezden gelmeyerek değer veren okuyanlarıma sonsuz şükranlarımı sunuyorum.
Trabzon’da muhalif olmanın zorluğu ve sürekli artan maliyetlere rağmen, direnerek her gün bayilerdeki yerini almayı başaran gazetemin İmtiyaz sahibinden tüm çalışanlarına kadar hepsinin gayreti ve fedakârlığı takdire şayandır.
Yüce Milletimizin çok önemli güzel hasletleri var ve bu samimi duyguların özellikle kötü günlerde yoğunlaştığını biliyoruz. Trabzonlular da bu duyguları en üst düzeyde yaşayarak sahiplenme noktasında üzerine düşeni layıkıyla yapacaklardır, buna gönülden inanıyorum. Hayden her gün bir kuzey ekspres alalım…
SİYASAL AHLAK
Ahlak aslında bir bütündür, ancak siyasi ahlakı bu bütüncül yaklaşımdan ayrı tutanlar, siyasi alanın farklı dinamikleri olduğunu ve stratejik/taktik hamlelerle mücadele edilen adeta bir savaş meydanı olarak tanımlarlar.
Ülkemizde uygulanan; dar kadrolarla ve minik gruplarla yönetilen ve bunlara mahkûm edilen siyaset, liyakatsiz, niteliksiz ve ihtiraslı azınlığın hâkimiyetine ve nitelikli çoğunluğu yönetme haksızlığına sebep olmaktadır.
Siyasetin ön yüzüne bakınız, memnun musunuz? Başarı hikâyesi olanlar çoğunlukta mı? Siyaseti kuşatan, bırakmayan, sımsıkı koltuğa sarılarak başarılı olmadan hala aymazlıkla devam eden ve en ilkel yöntemlerden medet umanların başarı hikâyeleri ne? İnanıyorum, çoğunuz ‘’Yok’’ diyorsunuz… Niye susuyorsunuz?
Maalesef, ülkenin gelişememesi, hedef büyütememesi, çalışan üreten beyinlerin sistem dışında atıl kalmasının temel nedeni partilerdeki bu işgalci zihniyettir. Partiler şirketler gibi yönetilmeli, somut başarı yoksa değişmelidir, başarı yoksa gidersin, bu kadar basit.
Yöneticiler cesur olmalı, tereddütlü kalması, hamle yapamaması da, yönettiği kitlenin azınlığı kırmayayım derken çoğunluğun güven ve sadakatini zedelemektedir.
Statüko, korku, endişe, nemelazım, boş ver, idare edelim kelimelerinin Yöneticilerin sözlüğünde yer almaması gereklidir. Tam tersine kangren olmuş organı kesmek vücudu ölmekten kurtarır. ‘’Boş ver, aman bana ne’’ diyen Yönetici tam da bu örnekte anlattığım üzere, örgütün zayıflamasına neden olur.
Toplumun çoğunluğunun şiddetli şikâyeti vardır ve masumane talepleri de:  Partilerin; dar, grupçu, başarı öyküsüz, düşmanlıktan beslenen ve oturduğu yerden kalkmayan zihniyet tarafından yönetilmesinin önünün kesilmesidir.
Siyaset meslek değil hizmet üretme alanıdır. Kimse vazgeçilmez değildir, olamaz, niceleri ölüp bu dünyadan göçmüştür, ama sistem devam ede gelmektedir. Kan değişimi vücuda faydalıdır, korkmamalı ve ısrarcı olunarak sözle icraatlar takip edilmeli ve hesap sorulmalıdır.
Toplum, siyasetten umudunu kesme raddesindedir, bu tehlikeli bir eşiktir. Çözüm; ahlaklı, dürüst, parayı sevmeyen, temiz, nitelikli, başarı öykülü, liyakatli, hümanist, çalışkan ve kişisel beklentisi öncelikle yöneticilikte başarılı olmak olan insanların bulunması ve siyasi ahlakın sağlanmasındadır. Boş ver derseniz, boş verilirsiniz…
Sağlıcakla kalın, saygılarımla…

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.