27 Mayıs 2019
  • Trabzon16°C

LÜTFEN HEMEN ATLAMAYIN!

Ömer Faruk ÜNAL

04 Mayıs 2019 Cumartesi 12:10

1) Tahminde bulunmak ve bunu gerekçelendirmek başka bir şeydir.

2) “Haberi vermek”; veya “bu böyle oldu” demek başka bir şeydir.

İkisi birbirinden çok farklıdır.

Çarşamba günü Şampiyonlar Ligi yarı finalinde Barcelona-Liverpool maçı oynandı. Bizim medya daha ilk maç daha oynanmadan, rövanşı Cüneyt Çakır’ın yöneteceğini duyurdu! Ekranlar alt yazı geçmeye, gazeteler haber yapmaya başladı.

Şunlar yazılsa saygı duyardım;

- Cüneyt Çakır en güçlü aday.

- Yarı finalin bir ayağı Cüneyt Çakır’a gelebilir.

Ama tayini UEFA açıkladı gibi vermek, doğru olmamıştır. Madem öyle maçın dördüncü hakemi kim? VAR’da kimler olacak?

Onları da söyleyin, yazın bakalım!

Her duyduğunuza böyle atlarsanız; bir gün çakılırsınız!

 

Kura ile hakem olmaz!

Hakem atamasının kura ile olmayacağını aslında G.Saray Başkanı Mustafa Cengiz de iyi biliyor.

Fatih Terim; Diagne - Mitroglou arasında kura çekebilir mi ya da Linnes - Nagatomo arasında...

Yirmi dört hakem arasında bu derbiye Bülent Yıldırım dışında olabilecek ikinci bir isim yoktu. Daha ilerisini söyleyeyim; 24 hakeme birer boş kâğıt verip G.Saray-Beşiktaş maçına bir hakem yazın deseydiniz, 24 tane “Bülent Yıldırım yazılı” kâğıt çıkardı.

Bakalım; VAR’a kim oturacak? Onu da medyaya fısıldarlar nasıl olsa...

 

“Bilinçaltı” yok mudur?

1) Kulüplerden yapılan her açıklama,

2) Teknik adamların her cümlesi,

Çok bilinçli ve maksatlıdır.

1) MHK’ların her tayini,

2) Kurulların her kararı,

3) Federasyonların her tavrı,

Hakemlerin bilinçaltında bir yer bulur.

Hakem bir oyuncuyu atacağı zaman aklına şu gelmemeli: “Ben bu takımın maçına bir daha çıkabilir miyim?”

 

Hani kurgulu ligdi!

Lige “tiyatro” diyenler mi görmedik!

Lige “hakemler ayar veriyor” diyenler mi olmadı!

“Başakşehir’i şampiyon yapacaklar” diyenler mi çıkmadı!

Daha neler neler... Şimdi ne oldu?

Çıkıp özür dileyen var mı?

Bakın; bu lige bilinçli ve plânlı bir şekilde kimse ayar veremez.

Kalan dört hafta herkes biraz sakin olsun!

Şu 20 günün tadını çıkaralım. Ramazan da başlıyor. Dünya Kupası, Avrupa Şampiyonası tadında...

Avrupa’da yok böyle bir lig.

 

Lehime olursa mesele yok!

Başakşehir-Göztepe maçında; liderin ağlara giden iki topu ofsayt gerekçesiyle gol sayılmadı. Hakemi, yardımcı hakemi, VAR’dakileri hep beraber alkışladık.

Çok başarılı bir hakem ekibi vardı.

Teknolojiyi, çizgiyi tartışan çıkmadı.

Ama üç gün sonra Konya-G.Saray maçında; sarı-kırmızılı takımın atağındaki ofsayt çizgisi çok ciddi şekilde tartışma konusu oldu.

Ekranların, uzmanların ve taraf olanların işine gelmedi.

Tahrik etmek, mide bulandırmak, gelecek haftalara yatırım yapmak bu olsa gerek.

 

Süper Lig 45 hakemle olmaz! (2)

1) Son 10 yılda Süper Lig’e alınan hakemlerdeki isabet oranlarına bakın. Yüzde 10 bile isabet payı yoktur. Burada isimlendirme yapmak istemiyorum. Çok kişi rencide olur.

2) Hakemlik sadece yetenek ya da beceri değildir. Sosyal ve psikolojik olarak da bir hazırlık ister. Siz B hakemini ya da bir yıl A kadrosunda kalmış bir hakemi bir kalemde “Üst Klasman Hakemi” yaptığınız takdirde bunun ciddi sakıncaları olacaktır. Yetenekli birçok ismin, bu süreci sağlıklı yaşayamadığı için hakemlik hayatları çok kısa sürmüştür.

3) Hakemlikte beş yılda, 10 yılda belli bir yere gelemeyen bu kadar adam var. VAR’da bir yılda istenilen mesafeyi hâlâ alamayanlar var. Ama sizin seçeceğiniz (!) 20 hakem bir temmuz sabahı kalkacağız ki “Üst Klasman Hakemi” olmuş olacaklar. Kadrolarımız rahatlayacak!

4) Kadrolar dar mı? Dar! Yüzde yüz haklısınız. Ne yaparsınız; Temmuzda 6 kişi alırsınız. Ocakta bir 6 kişi daha alırsınız. Şartları ortaya koyarsınız, alt kadrolara bir rekabet gelir. Size ya da gelecek olan MHK’ya da seçmek için biraz daha zaman kalır.

5) Müstakil bir VAR klasmanı yapın.

6) Yeni talimatları, TFF bugün yarın okumadan imzalar.

Yarın Tahkim Kurulu’na giden olursa da; Riva noteri gibi “MHK haklıdır” denilecektir. Ve Türk hakemliğinin önünde hiçbir mesele kalmayacaktır.