24 Temmuz 2019
  • Trabzon24°C

RAMAZAN GELDİ, DİNCİLER VE MÜSLÜMANLAR

Rasim EFENDİOĞLU

05 Mayıs 2019 Pazar 14:13

KAÇINCI RAMAZANIM

11, 12 yaşında ilk Ramazan’ı tuttum. İki üç yaşlarında da ramazanı  annemle, ninemle birlikte yaşardık. O günlerin izleri de belleğimde. Oruç tutmasam bile onlar yemek hazırlarken ben ezanı ya da çalınan iftar borularını dinler onlara haber verirdim. Öyle hoparlör, minare ışıkları falan yok. Hoca yüksek bir yere çıkar okur ezanı. Ezan sesi dalgalanır soğuk rüzgarda ve o arada hayrına iftarı haber veren boru sesleri. Güzeldi o günler. Mısır ekmeği ile kavrulan turşu, zaguda ile kavrulmuş ya mısır çorbası ya da arpa çorbası... İşte ramazan sofrası bu. Sahurda değişmez yemek kuymak... Oruç tutmayan çocuklar için de iftar ve sahur sofrasının zevki başkaydı.

Evet, bu güne göre sofralar çok yoksul. Buğday ekmeği çok lüks. Pilav ve makarna varsa o da zenginlik alameti. İlk ramazanım soğuk bir kış ayında gelmişti. Kar bir metreyi aşmış. Okula o kar altında giderdik. Gün kısa olsa da benim için çok uzun gelmişti. Elli küsur yıl geçse de bugün gibi anımsıyorum. O manevi  havayı tatmış olurduk ailece köyce... Yani Müslümanca yaşardık  Ramazan’ı, öyle dinciler gibi değil. Herhalde 53. Ramazan... Her yıl 10 gün ileri gelirse kaç kez yılı dolaştık. Her ayda her mevsimde  ramazanı yaşadık. Yaz ramazanları daha da ağır olurdu. Birde çalışmak varsa  daha da ağır. Ancak ramazanı Müslümanca yaşamak  ayrı  dinci olarak yaşamak ayrı...

DÜNDEN BUGÜNE RAMAZANLAR

Yarın bu yılın Ramazan’ın ilk günü. Günler geceler hemen hemen eşit. Yani ramazan adil. Ancak günümüzde  geceler, gündüzler uzun yada kısa olsa fark etmez. Sabah yedide kalkan akşam saat 23-24’ te yatar. Yani gün uzun kısa çok fark etmiyor. Ev et bu yılın ramazanı geldi. Dileriz  manevi havasını tadarak yaşayalım. Salt aç kalmak değildir Ramazan. Daha seçkin yemekler  hazırlansa, daha süslü sofralar kurulsa da Ramazan’ı dinciler  gibi değil Müslümanca tutmak önemli.

Bu yılın Ramazanı geldi. Nasıl geçecek , neler yaşayacağız? Nasıl bir manevi hava soluyacağız? Yaşadığımız yöre düne göre çok farklı. Yıllar önce rüyamızda görmediğimiz yemekler artık orta halli sofralarda. Elbette çok kötü durumda olanlar da var. Buralarda çöplükler yemek artıkları, ekmekler  dolarken bir çok yerde sofraya bir dilim ekmek koyulamıyor. İşte insan olanı asıl üzen bu. Adil olmayan bir düzen var. Bir kısmı  çok yemekten obez bir kısmı da  az yemekten, yetersiz beslenmekten bir deri bir kemik. İşte gerçek insanı bu görüntü üzmeli. Evet dinciler obezleri   yemekten çatlatırken Müslümanlar aç aç olanları doyuramamaktan  azap çeker, üzülür.... İşte fark bu. Meydanlarda kurulur iftar sofraları, çadırlarda reklamlı iftar yemekleri ve  o bilinmeyen o sabırlı  tek göz iki göz evlerde  şükürle kurulan sofralar. İşte dinciler, Müslümanların arasındaki fark.

Ramazan geldi... Hoş geldi. Ramazan’la dostluk gelse, sevgi gelse, barış gelse bolluk ve insanlar arasında eşitlik gelse ramazan daha bir anlam kazanır. Bilmem öyle mi geliyor. Yarın Ramazan. Bir bakın benim ölçülerime göre bir ölçüm yapın ramazan kime göre nasıl?

Evet düne göre çok farklı. Daha bol daha çok çeşit. Belediyelerin iftar sofraları var. Kimilerinin de  afişli reklamlı sofraları. Neyse biz oralardan kurtarabilsek Ramazan’ı da bizim sofralarımızda birkaç yoksul doyurabilsek, eşimizle dostumuzla sevgiyi kardeşliği perçinleyen iftar sofraları kurabilsek Ramazan işte o zaman Müslümanca olur.

DİNCİLER VE MÜSLÜMANLAR

Evet, bunlar artık dini bir terim. Dinciler... Bunlar salt yurdumuzda değil hem Müslüman ülkelerde var hem diğer ülkelerde var. Batıda eskiden çok vardı bu son yıllarda bayağı azalmış. Çünkü doğuda yani bizim de içinde bulunduğumuz ülkelerde çok da batıda gittikçe azalıyor. dinciler... Sözcüğün gelişinden de anlaşılıyor. Sanki din alıp satan dinden yararlanan. Yani dini başının üstünde taşıyan değil ayağının altında basamak yapan. Bunlar batıda çoktu ancak son birkaç yüzyılda yaşanan olaylar  dini bu konumundan çıkardı. Aslında dinin fazla bir etkinliği de kalmadı. Papazların elinde, kiliselerde  tapınaklarda. Dini olanlar da işte öyle bir uğrar kiliseye birkaç ilahi okur çıkar işte onlara göre din bu. Dincilerin de etkinliği kalmadı. Yani çok savaştılar çok kan akıttılar ve laik oldular. Dincilerin de etkisi kalmadı. Samimi inanmış Hristiyan ya da Musevi onlar dinleri ile baş başa... Artık ne din savaşları kaldı ne mezhep savaşları.

Doğuda iki tür insan var. Dinciler ve Müslümanlar. Dinciler işin sanki tüccarı Müslümanlar da kitabına göre dinini yaşayanlar. Dinciler türlü mezheplere, tarikatlara bölünmüş el etek öperler ellerini eteklerini öptürürler ve onlara göre din farklı. Liderleri öncüleri var. Onun sıfatlarını yüce sıfatlarla  karşılaştırır ve kutsal kitaptaki yatanla onların yaratanı sanki farklı.

BU RAMAZANI MÜSLÜMANCA YAŞAYABİLSEK

İbadetler insanları dinci yapmak için değil, Müslümanlaştırmak için olmalı. Açın bakın Müslümanın tanımına. “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim“ diyen bir peygamberin ümmeti ibadeti  şekil olarak yapıp o ruhu solumayan değildir. Namaz, oruç, zekat, hac ve inandığını dili ile söyleyip  kalbi ile onaylamak. Bu beş koşulu yerine getirenler Müslüman olabiliyor mu? Namaz kılan yalancılar, içi dışı kirli olanlar... En güzel yemeklerle iftar edip ne aç nede susuzu düşünmeyenler. Zekatı vermemenin yollarını arayanlar yada artıklarından zekat verenler... Haccı turistik bir gezi gibi yapıp dünya Müslümanlarını tanımayanlar. Bu ibadetler kişiyi Müslüman yapıyor mu? Bırakın Kuran’ın tamamını Fatiha Suresi’ni bile mealini bilmeyip ona göre inanmayanlar... Maun Suresi’ni her namazda okur ancak yetim torunlarının malını yer... Müslüman olur mu?

Haydi, Ramazanımız kutlu olsun... Bizleri dinci değil, Müslüman kılsın!

 

 

                                                     

 

                                                                                            

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.