22 Kasım 2019
  • Trabzon13°C

RUSLARIN TRABZON’DAN GÖTÜRDÜKLERİ!

Fatma Özkan

07 Temmuz 2019 Pazar 13:06

  Trabzon’un yetiştirdiği değerlerden biri olan eğitimci, siyasetçi Mustafa Reşit Tarakçıoğlu, muhacirlik öncesini ve sonrasını, Cumhuriyet’in ilk dönemlerini yaşayan biri idi. Bu köşede bir süredir Tarakçıoğlu’nun hatıralarından alıntılar yapıyorum. Bunda amacım, ilgisini çeken, Trabzon tarihinin bir dönemini merak edenlerin bu güzel eseri okumalarıdır.
Tarakçıoğlu, Rusların Trabzon’dan ayrılırken bazı önemli belge ve tarihi eserleri götürdüklerini belirterek şöyle diyor:
“Ruslar huduttan ta Harşit vadisine kadar olan işgal sahalarında ellerine geçirdikleri binlerce koyun, keçi, sığırları askerlerine yedirmişlerdir. Kasabalarda ve hele Trabzon’da hınca hınç dolu bırakılıp çekilmiş olan dükkan ve mağazalardaki her cins mallara el koymuşlardı. Evlerin demir kapı ve parmaklıklarını her türlü pirinç mamulleri , camilerdeki şamdanları toplamışlardır. Evlerde bırakılmış, halı, seccadeler, eski işlemeler, İmaret Medresesinde ve Ortahisar Kütüphanelerinde bulunan yazma ve basma kitapları, Yavuz Sultan Selim’in annesi Ayşe Hatun’un tabutunun üstüne serilmiş olan örtüyü ve türbede içinde bulunduğunu bilmediğimiz ceviz çekmeceyi aşırmışlardır.
  Ortahisar camiinin doğu kapısının karşısında bulunan ejderha başı altın musluk ile o çeşmenin kuzeyinde bulunan halkın Şehit Hoşoğlan dedikleri mezarı eşip, vaktiyle kilise olarak yapılmış olan caminin altında mimarına ait kemikleri alıp götürmüşlerdir. (Gazetemiz yazarı Hasan Kurt, Rusların Ortahisar’da, Trabzon İmparatoru krallarının ve rahiplerinin mezarlarını açtıklarını söylüyor.)
  O zaman ki her derecedeki okullarımızda türlü öğretim araçları vardı; Trabzon’a döndüğümüz zaman bu araçların hiç birisini bulamadığımız gibi okullarda sıra, kürsü, yazı tahtası, kapı, çerçeve de bulamamıştık.”
Tarakçıoğlu, şehirdeki tahribatı da şöyle anlatıyor:
“Trabzon, gemilerin bombardımanı sırasında şehrin şurasında burasında yangınlar çıkmış, şurada burada yıkılan binalar olmuş idi. Fakat binaları oturulamaz hale getirmiş olanlar Trabzon Rumları idi. Şehir o derece harap edilmişti ki, Tabakhane köprüsünden Yenicuma, Tavanlı, Tekke, Boztepe ve Hacıkasım mahallelerine bakıldığı zaman o sapasağlam güzel evler korkunç birer iskelet gibi görünürlerdi. Rusların bu yaptıkları tahribat, Trabzon’da bir Rum krallığı kurmaya çalışan Metropolit Hrisantos’un idaresindeki Rum çeteler tarafından yapılmıştı.”
Tarakçıoğlu, Rusların Trabzon’da yapmış oldukları Demiryolları ile şoseler ve bırakmış oldukları öteberilerin iyi idare edilmediğini belirterek şöyle devam ediyor:
“Rusların yapmış oldukları demiryolları her ne kadar dar ise de yine işe yarardı. Bu demiryoluna kimse sahip olmadı. Vagonlarını, makinelerini şu bu aşırdı. Nihayet rayları da sökülüp kaçırıldı. Hülasa, bu yol Rusların Trabzon’da bırakmış oldukları sir piç gibi muamele gördü, tarafımızdan hiç kullanılmadı. İki üç yıl içinde yok olup ortadan kalktı. Dükkanlarda şunun bunun elinde bulunan yem, yiyecek de birkaç ay içinde kullanılıp tüketildi. Rusların bıraktıkları, gazyağları da böyle oldu.  Rusların dağ tepelerine yerleştirmek, şehir ve köyler arasında yine sıçrama ve koruma maksadı ile halkın tapulu toprağını yararak meydana getirmiş oldukları şose yollar, yuvalarına dönmüş olan sahipleri tarafından sökülüp ortadan kaldırıldı.”
Bir başka yazıda Mustafa Reşit Tarakçıoğlu’nun hatıralarına devam edeceğim.