15 Ekim 2019
  • Trabzon18°C

SPOR TAHKİM MAHKEMESİ (CAS) KARARININ YORUMU

HAKAN ORHAN

05 Ağustos 2019 Pazartesi 11:25

  Trabzonspor'un, 2010-2011 yılında, Türkiye Süper Ligi'nde yapılan şike eylemleri nedeni ile FIFA, TFF ve Fenerbahçe aleyhine CAS'a yapmış olduğu temyiz başvurusu reddedildi. 

  Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, Trabzonspor'un FİFA'ya yapmış olduğu başvuru üzerine FİFA disiplin soruşturması açmamış, konu FİFA Disiplin Kuruluna sevk edilmemiş, disiplin yargılaması yapılmamıştır. FİFA Disiplin Kurulu başkanı bir mektup ile Trabzonspor'un şikayetini geçiştirmiş, amiyane tavır ile FİFA DOSYANIN KAPAĞINI AÇMAMIŞTIR.

  Spor Tahkim Mahkemesi de (CAS), aynı tavrı sergilemiş, işin esasına girmeden usuli sebepler ile red kararı vermistir. CAS, gerekçeli kararında, sadece Trabzonspor'un Şampiyonluk talebi üzerinden değerlendirme yapmış, Trabzonspor'un taraf sıfatının bulunmadığını belirterek başvuruyu reddetmiştir, Trabzonspor'un diğer taleplerine ise hiç değinmemiştir. Oysa, hukuken her talep ayrı bir başvuru, ayrı bir dava niteliğinde olup, Trabzonspor'un her talebi ayrı ayrı değerlendirilmeli ve tartışılmalı idi.

  CAS'ın, Trabzonspor'un doğrudan etkilenmediği için taraf sıfatını haiz olmadığı yönündeki gerekçesi başlı başına bir hukuk garabeti olmakla birlikte, asıl vahim olan Trabzonspor'un diğer taleplerin hiç değerlendirilmemesidir. 

  Trabzonspor, CAS başvurusunda, şampiyonluk talebinde bulunmuş, maddi kayıplarının telafisini istemiş, Türkiye'de cezalandırılmayan Fenerbahçe Kulübü'nün cezalandırılmasını talep etmiştir. Trabzonspor'un CAS başvurusundaki en önemli talebi ise Türkiye Futbol Federasyonu'nun cezalandırılması talebidir. Trabzonspor, TFF'nin Türkiye'de etkin soruşturma yapmadığını, kulüpleri cezalandırmadığını belirterek TFF'nin cezalandırılmasını talep etmiştir. CAS'ın bu talebi görmezden gelmesi ağır bir hukuki hata olmuştur.

  Federasyonlar, ülkelerde futbolun genel düzenleyici kurumudur. Federasyonların eylem ve işlemleri kamu düzenine ilişkindir. Benim hukuk mantığıma göre herhangi bir federasyon, ülkesindeki şike yada diğer disiplin ihlali niteliğindeki eylemleri hiç, yada gereği gibi soruşturmazsa, o federasyonun bünyesindeki her birimin şikayet hakkı vardır. 

 CAS kararıyla da sabit olduğu üzere 2010-2011 sezonundaki Sivasspor-Fenerbahçe maçında şike yapılmasına rağmen, TFF, her iki kulübe de ceza vermemiştir. CAS'ın sınırlı yorumuna göre bu maç ile ilgili olarak sadece Fenerbahçe ve Sivasspor taraf sıfatını haiz olabiliyor. Bu durumda, adaletin tecellisi için futbol kamuoyu ve kulüpler, şike yapan Fenerbahçe ve Sivasspor kulüplerinin TFF'ye başvurup "biz şike yaptık ama siz bizi kulüp olarak cezalandırmadınız, ayıp ettiniz, gelin bizi cezalandırın" demelerini mi bekleyeceğiz? Böyle bir hukuk mantığı olabilir mi? Bu hukuksuzluk, bu adaletsizlik, CAS kararları ile korunmalı mıdır?

  Unutmamak gerekir ki 2010-2011 yılındaki şike eylemleri dünyanın en büyük, en kapsamlı şike dosyasıdır. Türkiye'de şahıslar çok basit cezalarla geçiştirilmiş, kulüpler ise cezalandırılmamıştır. UEFA'da ise kulüpler Avrupa kupalarına katılmaktan men edilmiş, UEFA disiplin müfettişinin taleplerine rağmen kişiler hakkında olumlu yada olumsuz bir karar verilmemiştir. Adalet halen sağlanmadığına, mağduriyet halen giderilmediğine göre CAS kararının yanlış olduğu açıkça ortadadır. 

  İşin en üzücü yanı ise işini gereği gibi yapmayan, şike soruşturmasını geçiştiren TFF'nın, CAS savunmasında, CAS içtihatlarına sığınarak Trabzonspor'un taraf sıfatına sahip olmadığını iddia etmesidir. TFF tarafından ileri sürülen CAS içtihatlarının hepsi Trabzonspor'un durumu ile farklılıklar içermekte olup başlı başına ayrı bir çalışmanın konusudur.

 Trabzonspor, şampiyonluğu elinden alındığı için şike eylemlerinden doğrudan etkilenmiştir, şampiyonluk geliri alamadığı için doğrudan etkilenmiştir. En önemlisi de, TFF etkin soruşturma yapmadığı için eylemsiz kaldığı için doğrudan etkilenmiştir. 

  Atletizmde, CAS kararlarında, birinci gelenin madalyasının doping, v.s. nedenlerle alındığı durumlarda madalyanın ikinciye verildiği örnekler vardır. Futbolda, CAS içtihatlarında Trabzonspor'un durumu ile benzer tıpatıp bir içtihat yoktur. İtalya'da yaşanan şike olaylarında İtalya Federasyonu tarafından 2004-2005 sezonunda şampiyonluk kupası hiç bir kulübe verilmemiştir ama 2005-2006 sezonunda şampiyonluk kupası ligi üçüncü sırada bitiren kulübe verilmiştir. 

 Şampiyonluğun, şike yapan birinci kulüpten alınıp, ardından gelen ikinci kulübe verilmesi işin doğası gereğidir. Bunun için TFF, UEFA, FİFA düzenlemelerinde hüküm olmasına da gerek yoktur. Nasıl UEFA Trabzonspor'u UEFA Şampiyonlar Ligi'ne aldı ise TFF de şampiyonluğu Trabzonspor'a vermeliydi. 
Evrensel Hukukta, "SUÇTA KANUNİLİK İLKESİ" vardır. Yani ceza verebilmek için suçun kanunlarda, talimatlarda açıkça tanımlanması gerekir. 

Oysa "ÖDÜLDE KANUNİLİK İLKESİ" gibi bir ilke yoktur. Ödül hukuken hak edene verilir. Hayatın olağan akışı da bunu gerektirir. 

TFF tarafından, Trabzonspor'un 2010-2011 sezonu şampiyonu ilan edilmemesi hukuk garabetidir. CAS' ın, Trabzonspor'un önüne "taraf değilsin" gerekçesini koyması ise "sıfır tolerans" ilkesinin hukuk eli ile yok edilmesidir.

  Trabzonspor'un, CAS kararına karşı, resmi tebliğden itibaren 30 gün içinde İsviçre Federal Mahkemesi'ne başvuru hakkı vardır. (Bu süre henüz başlamamıştır) Trabzonspor mevzuat gereği 5 sebepten dolayı İFM'ne gidebilir. Bu sebepler şunlardır: 1- Hakem heyetinin usulsüz oluşturulması 2- Hakem heyetinin tahkim yetkisini yanlış yorumlaması 3-Talebin aşılması ya da taleplerden biri hakkında karar verilmemiş olması 4- Eşit davranma ve hukuki dinlenilme hakkının ihlal edilmesi 5- Kararın kamu düzenine aykırı olması.

  Her ne kadar UEFA, FIFA ve CAS'a sitem etsek de, kararlarını yanlış bulsak da kupanın adresi de bellidir!