15 Ekim 2019
  • Trabzon18°C

YARIN ÇOK GEÇ OLABİLİR!

AHMET SARAÇ

03 Ekim 2019 Perşembe 10:35

   Yaptıklarını sorgulamayan, sorgulamadığı için de yaptıklarından utanç duymayan, aslını, neslini bilmeyen bir gençlik geliyor. Türk Milletine yakışmayan bir gençlik. Geleceğimiz böyle bir gençlik olmamalı.
   Milli Eğitim Bakanlığımız, YÖK’ümüz,  Diyanet İşleri Başkanlığımız, sokaklarımız, basınımız, tiyatro ve televizyon ve dizilerimiz bu gençliğe hiçbir şey vermiyor. 
   Okullarda öğretilmesi gerekenleri Milli Eğitim Bakanlığı belirliyor. Milli Eğitim Bakanlığının iyi bir Türk genci yetiştirme diye bir derdi yok! O, sadece bir şeyler öğretme peşinde. Okullarda öğretim var, eğitim diye bir şey söz konusu değil.
Bakanlık iki artı iki eşittir dört eder diyen öğrenciyi yetiştirdiğini zannediyor. Bunu bilmek öğrenmek demektir, eğitilmek demek değildir. Bunu öğretmek, adam yetiştirdim demek değildir.
   Eğitilmek, büyüğünü küçüğünü tanımak, büyüğüne saygı, küçüğüne sevgi göstermektir. Büyüğünün yanında ayak ayak üstüne oturmamaktır. Eğer eğittiğinizi iddia ettiğiniz bir insan, prof olmasına rağmen televizyona çıkıp 80 milyonun karşısında ayak ayak üstüne oturuyorsa Milli Eğitim Bakanlığı kendini sorgulamalı. Ben, eğitiyor muyum yoksa öğretiyor muyum diye düşünmeli. 
İkincisi bu kadar suçun işlendiği bir ülkede, bir yerde bir eksikliğimiz mi var diye Milli Eğitim Bakanlığı kendini sorgulamalı. YÖK yine aynı şekilde. 
Öğrenmenin yaşı yoktur. Siz YÖK’sünüz diye eğitimi bir kenara itemezsiniz! Sadece öğretimle bu işler olmaz. Öğle yaptığınız için alt kattaki üst kattakini senelerdir tanımıyor. Komşuluk bitmiş, insanlık bitmiş durumda. Eğitimsizlikten teknoloji esir almış bizi!
   Zaten öğretilenlerin yüzde kırkı, insanın hayat boyu yararlanamayacağı bilgiler. Sadece öğrencinin zekasını ölçmek için verilen bilgiler. İnsana insan olduğunu hatırlatacak bilgiler değil.  
   Her şeyimiz sınavla tespit ediliyor. Üstün zekalı insan teknolojiyi kullanarak ya bankayı ya da devleti soymaya kalkıyor. Sağlam bir eğitim olsa bunlar pek yaşanmaz. Ne yazık ki, bu işler hiç utanılmadan yapılır hale geldi. 
Televizyonlarda 80 milyonun önünde fuhuş yapan kadına kocasını aldatan kadın deniliyor. Fuhuş yapmak neredeyse utanılmayacak, dinen yasak olmayan bir hale geldi gibi. Karısının bir aydır nerede olduğunu bilmediği halde evine dön diyen, bunu normalmiş gibi gören erkekler çoğaldı. Ar, namus, edep, haya rafa kalktı. Türk Milleti Müslüman kimliğinden uzaklaştırılıyor. Bakanlık uyumaya devam ediyor. Uyaran yok. Demek ki, geleceğimiz böyle olması isteniyor. 
  Filimler de babaya babişko deniliyor. Son yıllarda bir kuzen lafı türedi. Hala, dayı, amca, teyze oğlu veya kızı dememek için kuzenim deniliyor.
Bakanlık bunları hiç mi duymuyor?  Böyle mi eğitim veriyoruz? Bu filmlere nasıl müsaade ediyoruz? Yanlışa neden ses çıkarılmıyor? Nereden kuzenim kelimesini öğrendik? Hangi dine mensup insanlar bu kelimeyi kullanıyor? Hiç bundan haberiniz var mı? Arkadaş yerine neden kanki deme gereği duyuyorsunuz? Yoksa utanıyor musunuz?
  Bir kez daha hatırlatmak istiyorum.  İlgili kurumların,  adam yetiştirme diye bir derdi yok! Bu gençlik eğitilse bu kelimeleri kullanmazlar. Genç, her yönüyle Hristiyan gencine benzer hale gelmiş, kimsenin umurunda değil!
Yetişen nesil, saçı, sakalı, giyimi, kuşamıyla Türk’e benzemez hale geldi. Her tarafı dövme içinde Türk genci türedi. Dövme yaptırmayı,  Yahudi sakalı bırakmayı özgürlük sanıyor. Bunun profesörü de aynı, 20 yaşındaki genci de aynı. 
Bu millete ait olmayan her ne yaparsanız onu cahilliğinizden, eğitimsizliğinizden yapıyorsunuzdur. Bunu özgürlüğe bağlamak yine cahilliğin eseridir.
Türk genci, Türk insanı böyle olamaz, olmamalı! Biz hangi dinden, hangi milletten olduğunu bilmediğimiz gençliği taklit edemeyiz. Bu bilinçlenme eğitim yoluyla olur. Var mı bakanlığın böyle bir derdi? 
  Diyanet İşleri Başkanlığı’nın iyi bir Müslüman Türk yetiştirme derdi var mı? Yok. Sokak zaten bir şey vermiyor. Basın ise, dış kaynaklı olduğu için çokta umurunda değil. Olan da yetersiz kalıyor.
   Bu gidişle bu millet Türk olduğunu bir gün gelir unutur. Dilini bozmuşsunuz, örf, adet, gelenek ve göreneklerini unutturmaya çalışıyorsunuz, din eğitiminiz de yetersiz. Bu gençlik yarın iyi bir Hristiyan olursa kimse şaşırmasın. Yanlış eğitim-öğretim yüzünden bu gençlik Türkçeyi bile unutur hale gelebilir. Yazım kurallarımız rafa kalktı. Her yerde, her kurumda 32 harfle yazı yazar hale geldik. 
Sonuç olarak durum hiçte iyiye gitmiyor. Biz buradan uyarmak istiyoruz. Eğitimle ilgili tüm kurumların aklını başına toplaması lazım. Yarın çok geç olabilir..!
 
Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.