21 Temmuz 2019
  • Trabzon24°C

YOLLAR KARIN DOYURMUYOR

Eray Altındaş

13 Mayıs 2019 Pazartesi 11:17

  Mübarek Ramazan ayı vesilesiyle unuttuğumuz bazı geleneklerimizi yeniden hatırladık… Senede bir ayda olsa yakın arkadaşlarımızı, hısım ve akrabalarımızı iftara davet ederek biraz olsun hasret gideriyoruz…
Uzaktan, gelen tanıdıklara hoş beşten sonra hep şu soruyu soruyorum…
Yolculuk nasıl geçti? Yollar nasıl?
 
İşte böyle bir dost sohbeti sırasında “ 8 saatte Ankara’ya, 3 saatte de Erzurum’a gidiliyormuş” dedim… 
Hani bir dokun bir ah işit derler ya, işte o misal oldu bizim sohbet…
Dostum…
- “Doğru yollar çok güzel… Ya şehirlerin hali”
- “Ne varmış şehirlerin halinde”
- “ Kara yolunu kullananlar zevk alıyorlar…
- Taş taş üstüne koyanlardan Allah razı olsun diyorlar…” diyerek lafını kestim… 

***
-  Bak dostum 17 yılda ülkede ne yapıldı? Yol ve cezaevi … Yenilerini de ihaleye çıkardılar… Yani güzelim şehirleri BETON’a hapsettiler…”
 -  Yoo… Eğri oturup doğru konuşalım 17 yılda sadece yol ve hapishane yapılmadı… Hemen hemen her ilde bir üniversite açıldı… Hatta bazı ilçelerde fakülteler var…
-  İyi ki o Üniversiteler açılmış… Yoksa bazı iller ve ilçeler Amerikan Western filmlerindeki gibi terk edilmiş şehirlere ve kasabalara dönerdi… Sanayinin olmadığı o şehirler öğrencilerin sayesinde biraz nefes alıyor.
O kadarda değil diyecek oldum…
Dostum devam etti…

- Erzurum’a gidip geliyorsun… Yeni vilayet olan Bayburt’ta veya Gümüşhane’de bir sanayi,  gençlere ekmek kapısı olacak fabrika gördün mü?..  Ya Ordu‘da Giresun’da hatta Trabzon’da bacası tütün bir yatırıma rastladın mı?  
Bak ben sana bir realiteyi söyleyeyim… Gençler kazandıkları üniversiteye okumak için evinden ayrılıp otobüs ile yola çıktığında, heyecandan yerinde duramıyor…  O yapılan yollardan ve tünellerden ilk geçerken mutlu ve gururla etrafını seyrediyor… Geleceğinin hayalini kuruyor… 
Ama okul bitip aynı yolda ve tünellerde geri dönerken bu kez karanlık bir tablo ve gelecek korkusu ile  yol bitmesin diye dua ediyor… Çünkü biliyor ki, 8 milyona varan işsizler ordusunun bir neferi olacak…
***
Tekrar araya girip…
- Doğru haklısın böyle bir üniversiteliyi haber yapmıştım… Genç KTÜ’de Kamu bölünü bitirmek üzereydi… Deniz Kuvvetlerinde fırıncı olarak işe girmek için benden bir fırında çalışması için yardım istemişti…
Muhabbette son noktayı yine dostum koydu… Bu gün şu kadar yol bu kadar tünel ve modern cezaevleriyle övünen yağdanlıklara bakma sen… İş aş yoksa yollar karın doyurmuyor…Ne demişti Tarım bakanı Bekir Pakdemirli Buzdolabı boşsa gerisi hikaye… Millet yıllar sonra soğan ve patates kuyruğuna girdi… Her taraf yol olsa ne yazar.
  
Kıymayın  Akçaabat’a

Madem konuya yoldan betondan girdik aynen devam edelim… Malumunuz Trabzon ile deniz arasına trafik rahat aksın diyerek “Çin Setti” gibi beton döktüler… Bunun adında Sahil Karayolu dediler…  
Denizin doldurarak yapılan bu yolun geçmediği tek yer Akçaabat ve bu ilçenin güzel sahili kalmıştı… Anlaşılan insanların deniz ile yüz yüze geldiği bu güzergah için de yetkililerin kafasında başak planlar dolaşıyor… Üstelik vatandaşın isyanına kulak asmadan…
Beyler, elbette yol yapılsın… Ama doğayı katlederek yapmayın… Deniz ile insanların bağını kesmeyin… Kolaycılığa kaçmayın… Hani dağları deldik mesafeleri kısalttık diye anlatıyorsunuzya,  hadi bir iyilik yapında Akçaabat’a kıymayın…

Her Ramazan aynı!..

Ramazan’ın da bir haftasını geride bıraktık… Bu mübarek ayda her sene olduğu gibi fırsatçılara gün doğmuş durumda… Daha bir hafta öncesinde üç satılan ürünlerin etiketleri füze gibi yükselen fiyatlarla yenilenmiş. 
Belli ki bazı esnaf müsveddeleri piyasanın boşluğundan yararlanarak vatandaşın cebine elini uzatmakta bir beis görmüyor… Adeta insanların gün boyunca aç durmalarından faydalanıyorlar… Anlaşılan içlerinde Allah korkusu kalmamış. Yazık… 

 

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.